"İnsanlar bir gülün arkasından koşarken, ayakları altında ezilen kır çiçeklerini fark edemezler."
******
Rabbimin adıyla başlarım...
Mübarek Kurban bayramı yaklaşıyor.Rabbim hayırlı,huzurlu rızasına uygun bir bayram geçirmemizi nasip etsin(amin).
Tarifini vereceğim yemek hem çok kolay hem de sağlıklı bir yemek.Her ne kadar fırın poşetlerinin de sağlığa zararlı olduğu söylense de ara sıra nadiren kullanmakla da inşaAllah bir sıkıntı olmaz diye temenni ediyorum.Fırın poşeti kullanmadan aynı şekilde hazırlayıp direkt fırın kabında ağzı kapalı olarak da pişirip aynı sonucu alabilirsiniz.
MALZEMELER
250-300 gr.kadar kuşbaşı et(tercihen kuzu eti) gr.kadar,daha fazla da olabilir)
1 adet orta boy kuru soğan,
2 adet sivri biber veya köy biberi,
2 adet orta boy domates,
1 diş sarımsak,
4 adet patlıcan,
2 adet küçük boy kabak,
2 adet orta boy patates,
istenilen miktarlarda,tuz,pul biber,toz karabiber,
kullandığınız et,kuzu eti ise daha az olmak üzere;5-6 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 adet fırın poşeti,
NASIL HAZIRLANIR?
*bütün sebzeleri yıkayıp,doğrayın,
*geniş ve derin bir kapta,doğranmış sebzeleri,yağı,etleri,tuz ve baharatları karıştırıp,ezmeden,iyice harmanlayın,
*hazırladığınız karışımı kaşık yardımı ile fırın poşetine yerleştirip,poşetin ağzını kapatın,
*poşeti fırın tepsisine yatırıp,içindeki karışımı her tarafa eşit dağılacak şekilde elinizle üstten düzeltin,
*dikiş iğnesi ile poşeti üstünden 4-5 yerinden delin,
*200 dereceye ayarladığınız soğuk fırına sürün,
*1 saat 20 dak.pişen yemeği fırından alıp servis kabına boşaltın,sıcak servis yapın,
*sıcak fırına sürdüyseniz 1 saat pişmesi için yeterli,
kolay gelsin,afiyet olsun.













Böyle hallerini yani. Resim yazısı saçma oldu biliyorum. Zaten artık böyle şeyler söylemeye korkuyorum. Enginara taptığım için putperest zannedildim, şimdi de Sultani bezelyeyle aşk yaşıyorum sanılır diye korkmuyor değilim ya ne yapayım bir kere çıktı ağzımdan, yazdım. Antalya'da Sultani bezelye baharın en güzel sebzelerinden biridir. Çıktığı zaman ille de her hafta alırım. Enginar birinci sevgilimse, bezelye ikinci sırayı alır. Bazen yer değiştikleri de olur hatta. Ayıklarım güzelce, yani sadece tepelerini alır, varsa kılçıklarını temizlerim. Neyse ki Antalyalı pazarcılar insaflıdır, seçmenize izin verirler sebzeyi, meyveyi. Üşenirler çoğu zaman, poşeti uzatırlar, "doldur" derler. Benim poşetlerim yanımda olur her hafta. Temiz olanları pazar çantasına atarım çünkü. Böylece annemin evimize kazandırdığı poşet dağlarını eritmeye çabalarım. Körpe olanlarını seçerim. Kartlaşanlar liflenir, zor pişer hale gelir. Bezelyeleri ayıklayıp biraz suda bekletirim, çıtır hale gelirler. Güzelce yıkar yayvan tencereme alırım. Üzerine 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağı (çok bile, bir tatlı kaşığı da yeter) az tuz, az karabiber, bol sarımsak. Kapağını kapatır pişmeye bırakırım. Başından da çok ayrılmam. Kendi suyuyla piştiğinden şöyle bir harlı ateşte tutup kısarım ateşi, 5 dakika, bilemediniz 7 dakika. Fazlası haksızlık olur güzelliğine. O çıtır çıtır hallerini yitirmeden yenmek isterler. Gelin siz söyleyin, ben aşık olmayayım da kimler olsun bu güzele?
Selamlar, kurban bayramı yaklaştı herkeste bir temizlik, alışveriş telaşı bir koşuşturma:) Biraz önce çarşıdan geldim aman daha şimdiden bu saatte kalabalık, arefe gününü düşünemiyorum bile:) Ama alışveriş olsun'ki çark dönsün, bu kriz günlerinde esnafa böyle özel günler ilaç gibi geliyor....
Malzemeler.

